« Önceki |

20/6/2009

ölüm provaları-1

söndüremiyor hiç bir sağanak 
içimde yanan denizi 
faili kendim,günahlarım 
en çok filistin'de sevdiğim 
intiharlarım 
gelip boğazıma düğümleniyor 
ey hayat 
yutkunamıyorum 
her geçen gün biraz daha kayıyorum ellerinden 
biraz daha ölüyorum 
yaşayan yerlerimden 

ey sesimi gürültü sayan dünya 
gürültümden mahrum bırakıyorum seni 
redd-i dünya ediyorum 
gör bak ölüm nasıl yaşıyor topraklarında 

beynimde deli taylar çılgınca koşturmakta 
yönlerini takip edemiyorum 
her taraf toz toprak 
herşey birbirine karışmış 
karmakarışık 

düşünce 
tutan olmaz ellerinden 
düşünce 
zehirli sarmaşıklar gibi sarıyor beynimi 
bu sarmaşıklar altında sana yer yok 
özür dilerim ey yanan denizim 
hadi içimden terket beni 
sende bırak ve git 
çürüyecek olan bu bedeni 

yavaş yavaş 
kısım kısım 
parça parça 
parçalanarak ölüyorum. 

paylaştıklarım sana kalsın ey dünya 
sakladıklarım bana da kalmasın 
kalksın bütün örtüler üzerimden 
dökülsün ortaya tüm günahlarım 
kalksın bütün perdeleri oyunun 
ve başlasın acının ikinci yüzü 
en günahkar ben gireyim ateşe 
yaktıkça yaksın 
küle dönüştürmeden acıtsın her dem 
acılarımdan daha acı 
belki diner içimdeki bu yangın 
belki biraz olsun bastılır 
gökkubbemdeki bu sancı 

ey insanlık 
yas tutmayın 
gözyaşı dökmeyin boşuna 
pişmanlık duymayın 
anlamlar aramayın boşuna 
ne yasınız ulaşır bana 
ne gözyaşlarınız söndürür 
iç denizimdeki yangını 
ne de anlamadığınız bir insana 
anlam katma telaşınız 

gülün eğlenin neşelenin 
ben ölüyorum 
lütfen rahatsız etmeyin 

unutun gitsin 
unutup gittiğim gibi 
bırakın herşey ortada kalsın 
dagınık 
bıraktığım gibi 
analizlere konu yapmayın 
parçalarımı toplamayın 
dna'larımla oynamayın 
düşünce kulüpleri 
kabir turları 
zılgıtlar/ağıtlar 
vicdan rahatlatmalar 
çelenkler 
tekbirler 
sloganlar 
kabire mektuplar* 
terkedin bu huyları 
beni ateşe bırakın 


sildiğim izleriminden birşeyler kalmış geriye 
silemediğim 

bir iç denizin kıyısında 
gerçekleşmemiş bir rüya 
yarım kalmış bir tebessüm 
sabredemediğim dua 
sadakam olsun sana 

sadakam olsun sana 

sadakam olsun sana 
ey yalan dünya. 

20/6/2009

ayrılık provaları-2

hep biryerlere gitme arzusu var içimde..gariptir,hep ayrılıklar kaldı içimde.. 
bir- 
tek- 
kaldım,yalnızlıklara.. 
birtek yalnızlıklara kaldım.. 
oysa içinde gitme arzusu olan bendim..hep ayrılıklara yıklıdı bendim- 

oysa yalnız aşkı olmalıydı,kalbi olanın! 

-yalnız aşka yıkılmalıydı bendim.. 
yıkıldım ayrılıklara.. 

dirildim ölümlere/ 
bir daha/ 
bir daha/ 
bir daha/ 
ölmek için, 
belkide.. 

"bir aşkı öldürmenin diğer adıydı alışkanlıklar" diyordu şair..ne aşka alıştım,ne de ayrılıklara..herbirinde ayrı bir sevinç,herbirinde ayrı bir hüzün..hüznün makamında gülümseyen tatlı yüzün..yüzünü süsleyen -izleri yüregimde kalmış- gözlerinde,başka vesikalık resimler..yüzü bana dönük aşkın gözlerinde ihanet...kusura bakma aşk,yeni bir sen taşıyamam...hem hepten bir ayrılıgın provasındayım ve senin kapsama alanın dışında...

20/6/2009

ayrılık provaları-3

ilkin uzağındayım diyorum,bana yakın herşeyin!.. 

sonra,yakın zulümlerin uzak hissedarı bile olmak istemiyorum.. 

gidiyorum geliyorum 
geliyorum gidiyorum 

bitmiyor sorgular 
bitmiyor korkular 

düşünüyorum susuyorum 
konuşuyorum yazıyorum 

karıştırmayacak kadar net 
yenilgilerini sahiplenecek kadar brüt 
çıkarma işlemlerinden sonra toplam 
çarpmasız bölmesiz bir insan. 

uzağındayım bana uzak herşeyin 
tuzağındayım bana yakın kimi şeylerin. 

sadece o kadar 
sadece bu kadar 
sadece şu kadar 
yani ölçüsü içimdeki 'istek' kadar...

20/6/2009

sevgili ölüm..

gel,gel hadi sevgilim 
bekletme,solmasın gülüm 
ruhum,uçmak ister 
kanatlanıp gökyüzümden 
biliyorsun 
biliyorlar 
biliyorum 
nihayet'im ölüm.. 

bekletme,solmasın gülüm 
gel hadi tez gel,sevgili ölüm

20/6/2009

hayallerdir beni mutlu kılan..

kırıldıkça çoğalıyor hayallerim.küçük küçük parçacıklara dönüşüyor.herşeyin küçülüp 'mikroçip'lere sığmaya/sığdırılmaya başla/n/dığı bir çağın eşiğinde yaşıyor olsam da ,küçülmesini istemiyorum hayallerimin! 

ben yazdıkça yıkılsın istemiyorum;mavi düşlerimin turuncu köşkü... niyetim ne pinokyoculuk oynamak ne polyanna'dan rol çalmak ne de robin hood gibi yel değirmenlerine karşı inat dolu sonuçsuz bir savaş açmaktır! ben sadece hayallerimin küçülmesini istemiyorum! çünkü hayallerim oldukça ben varım ve yaşadıkça yok olmak istemiyorum! ve en sevdiğim hayallerimin,varlığımla birlikte var kalmalarını istiyorum. 

yolcusu olduğum bu sonsuzluk yolunda,nasıl ki varmak değildir aslolan sadece yolda olmak yetiyorsa,hayallerimin de gerçekleşip gerçekleşmeyeceği değil benim için önemli olan;bu yolculuk esnasında bana eşlik etmeleri kâfi..yeter ki kırılıp küçük parçalara bölünerek çoğalmasınlar...yeter ki hayal kadar büyük kalsınlar! kalbimin dümenini elinde bulunduran rabbim dilerse gerçekleştirir elbet,zaten o dilemezse iner perdesi hayallerimin ve biter bu oyun!

20/3/2009

insanlar ne ister?

  insanlara istediklerini verdiğin sürece iyisin/başarılısın ve takdire şayansın.sorgulanmanmazsın..kimseleri ilgilendirmez nasıl biri olduğun veya içsel hayatında neler çektiğin..ne ıstıraplarının olduğunu..neleri düşündüğün..neler yaşadığın..hiç önemi yok bunların,insanlar için..onlar için önemli olan senden bekleneni vermen.. 
istedikleri,senin verebileceklerinle çelişse bile önemli değil; çünkü insanlar,eğitilmemiş tabiatları gereğince alacaklarıyla ilgilenirler.sadece istediklerini ver yeter,seni asla rahatsız etmezler! 
bir tek senin umrunda ,istediklerinin verebileceklerinle tezat olduğu konusu.bir tek senin umrunda yaşadıkların. 
çünkü,bu hayat senin..

20/10/2008

oyy dâyî...

bir abla, bana "bugün ayın kaçı hıdır" demişti..onüç'ü abla demiştim..haziran'ın onüç'ü..nerden bilebilirdim ki hayatım boyunca unutamayacağım bir tarih olacağını o günün..nerden bilebilirdim ki hayatımdaki en acı haberi o gecenin sabahında alacağımı.acını yüreğime koyup gideceğini nerden bilecektim dâyî.. 

gittiğin yer burdan daha güzel biliyorum ve inanıyorum şimdi rabbim genişletmiştir yüreğini ve huzur içindedir ruhun..oğlun içindekileri yangınları söndüremiyor dâyî..umut ediyor hala güzel günler gelecek ve bu hasret bitecek diye..biliyor musun dâyî,seni çok ama çok sevdim ve seviyorum ve seveceğim iki cihan boyunca! bunu sana son aylarında söyleyememiş olmak hala koyuyor bana..keşke,o doktorlara aldırmayıp seni ne kadar çok sevdiğimi oturup saatlerce anlatsaydım sana,veda ediyormuş gibi anlaşılsa da! sen ki,hiç bağlanmadın dünyaya dâyî,zaten hep ötelere gitmeye hazırdı heyben.. 

oyy dâyî..oy mayâ'mı..oyyy dâyîkâ'mı.. 

hiçbir kadının yerini dolduramayacağı,yüreğimde açılan en büyük boşluktu gidişin..şimdi yokluğunla doldurduğum o boşluk gözlerime yaş dolduruyor dâyî..ölümü özledim dâyî,ölümü özledim yaşamak isterken delicesine..tırnak içine almadım bu dizeyi çünkü gerçekten ölmeyi özledim anne..ölüm,senden sonra daha bir güzelleşti gözüme..saçlarındaki aklar,şimdi saçlarıma düşmüş dâyî,koparamıyorum..sensizlik çok ağır dayanamıyorum..bayramlarda ellerini dudaklarıma götürememek,bayram sevinçlerini alıyor yüreğimden...oyyy dâyî.....yüreğim kan revan içinde...gözlerimde yaşlar sağanak sağanak...sana ağlamıyorum dâyî,inan mutluluğunu da kıskanmıyorum cennette..ama içimdeki yangınları söndüremiyorum dâyî...n'olur affet beni..n'olur affet beni..n'olur affet beni..n'olur dayi..gözyaşlarımı ve yüreğimdeki kanamayı durduramayışımı affet lütfen.. 

seni çok seviyorum dâyî...seni çok seviyorum ve çok özlüyorum dâyî...ve senin adına yaptığım dualarıma bir dua ekliyorum kendi hesabıma: rabbim,rabbim bana anneminki gibi sevgi dolu güzel bir yürek bahşet diye.. 

sana türkçe yazıyorum dâyî..çünkü artık bütün dilleri biliyorsun.. 
sana kendi halimi yazıyorum dâyî,evladının halini yaratan'ından sonra en iyi bilensin.. 
ve sana hep yazacağım dâyî,yazamasan da biliyorum ki hep ulaşacak sana yazdıklarım.. 
merhametimin yüzde birini dünya indirip bunu bütün canlılara paylaştıran allah'ım,merhametine olan sonsuz inancımla bizleri sevgiyle büyütüp yetiştiren,varlığından haberdar olup biz evlatlarına bildiren ,imanına ve sana olan kulluğuna şahit olduğum anneciğimden merhametini eksik eyleme..dualarımızdan haberdar eyle..bizleri cennetmekan annelerimize layık kullarından eyle..aminn

20/8/2008

annem...

yine yarım kalmışlıklar,yine hüzün ve bu kez bir eksilmişlikle geldim günlüğüm...herşeyin -hatta kaçanların bile- o'na yürüdüğü bir hayattan veya bir dünyadan o'na yürüdü en değerli parçam... 
acının insan yüreğinde kapladığı alanın yüzölçümünü hesaplamak her zaman zordur zor olmasına da bazı acılar vardır ki,taşar yürekten fakat akmaz bedenden ve taşınır bir ömürboyu... 
yük olarak değil sanki bir madalya gibi takar boynuna insan ve işte benim böyle bir acım var der gibi...işte benim böyle bir annem var..-dı demiyorum,çünkü hep taşıyacağım bu madalyayı,yani hep 'var' olacak... 
rabbim toprağını bol,kabrini geniş,hesabını kolay ve mekanını cennet eylesin..rabbim bizleri kendine layık kullarından eylesin.rabbim,'cennetmekan annelerimize' layık ve onları ahirette utandırmayacak hayırlı evlatlar eylesin.amin 

ve bütün bunlarla birlikte bende yürüyorum o'na dogru...ayaklarımı diresem de ve aslında daha hızlı adımlamak istesem de bu yolu..ne kadar tezat değil mi? ne garip...onca gitme isteğine rağmen,kalmayı da istemek...bir emanetin hakkını yerine getiremediği için son bir umutla belki bir güzelliğe vesile olurum hayalini kurup kalmak istemek ve veremeyeceğini düşünerek yaşanan her günün günahlar yükleyeceği korkusuyla gitmek istemek;bu kadar mı garip olur? off,hayat ne garip"!" 
bir insan ne kadar yaşayabilir korkularıyla diye soruyorum günlerdir kendime ve ne kadar umudu varsa o kadar diye cevaplıyorum kendimce...ve şimdi her korkumun karşısına bir umut koyma/koyabilme telaşındayım...her soruma cevap bulma kaygısındayım...ve her sorunumun karşısına çözüm bulma arayışında...bu depresif durumdan bir kazanç çıkarma uğraşındayım.çünkü,insanın kendi hallerini sahiplenmediği sürece çözüme uzak kaldığı inancındayım...ve bu anlamda umutluyum... 

hiçbirşey eskisi kadar güzel olmayacak ama yine de yarınlar emaneti teslim edene kadar yaşanılası olacak..

20/6/2008

garip/lik

ne sabahlara uyandım 
ne gecelere yumdum gözümü 
daha ölmedim 
esirger miyim sandın sözümü! 

bir yoldur insan 
gelip geçilen 
bir handır yürek 
konup göçülen 

ne konan da ,ne göçende 
ne gelende ,ne gidende 
ne han da ,ne yolda 
insan hep garip 
hep garip 
hep garip 
şu garip dünyada...